Anasayfa / Kentimizi Tanıyalım / Sokaklarımıza İsmi Verilen Kişiler

Sokaklarımıza İsmi Verilen Kişiler

*Kentimizin sokaklarına ismi vermiş kişilerin özgeçmişlerine dair bilgiler bu sayfada güncellenecektir.

 

KEMAL KENDİ

1932-1937 yıllarında Lüleburgaz Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür.

MEHMET DEDEOĞLU

“Mehmet Dedeoğlu, 1929 Lüleburgaz doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini Lüleburgaz’da yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.1956 yılında Lüleburgaz’da avukatlık yaparken, CHP Lüleburgaz İlçe Başkanı oldu. CHP’den 1973 Yılında 15. Dönem, 1977 yılında 16. dönem Kırklareli Milletvekili seçildi. 26 Mayıs 1979’da 24. Kurultay’da CHP Yönetim Kurulu’na seçildi. Elli yıllık siyasi geçmişiyle Lüleburgaz’da yaşamaktadır.

MİTHAT PAŞA

18 Ekim 1822’de İstanbul’da doğdu. Çocukluğunu İstanbul’da ve babasının naip olarak bulunduğu Vidin ve Loveç’te (Lofça) geçirdi. Özel eğitim gördü. 1834’te Divan-ı Humayün kaleminde görev aldı. Burada kendisine Midhat mahlası verildi. Daha sonra Arapça ve Farsça öğrendi. Divan-ı Humayün’ün görevlerini üstlenen Meclis-i Vükela’nın katipleri arasında yer aldı. 1840’ta Sadaret Mektubi Kaleminde yer aldı. 1842-46 arasında tahrirat katibi yardımcısı olarak Şam ve Sayda’da, 1846’dan sonra divan katibi olarak Konya ve Kastamonu’da görev yaptı. 1849’da İstanbul’a dönerek Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’de Mazbata Kalemi katibi, ertesi yıl serhalife oldu. 1852’de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’nin Anadolu Kalemi’nin ikinci katipliğine atandı. 1854’te sadrazam olan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa tarafından Rumeli’de yaygınlaşan isyan ve eşkiyalık olaylarını bastırmak gibi, yerine getirilmesi güç bir işle görevlendirildi. Bulgaristan’da düzeni sağladıktan (1857) sonra, Avrupa’nın başlıca kentlerini kapsayan altı aylık bir inceleme gezisine çıktı. İstanbul’a dönüşünde Serasker Rıza paşa ile birlikte Kuleli Olayı(1859) olarak bilinen ve Abdülmecid’i devirmeyi amaçlayan suikast girişiminin soruşturmasını yürütmekle görevlendirildi. Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa’nın ikinci sadrazamlığı sırasında, 1861’de vezir rütbesiyle Niş Valiliğine atandı. Başarılı reformlarından dolayı, Abdülaziz tarafından uygulamaları doğrultusunda genel bir reform programı hazırlamakla görevlendirildi. 1864’te Silistre, Vidin ve Niş’in birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna Vilayeti’nin başına getirildi ve Osmanlı idari düzenini yeniden belirleyen Vilayet Nizamnamesi’nin uygulanmasına (1864-67) öncülük etti. Vilayet merkezinden köylere kadar yeni meclisler, bayındırlık, fen ve eğitim işlerine bakacak daire müdürlükleri oluşturdu. Ziraat Bankası’nın çekirdeğini oluşturan Memleket Sandığı’nı kurdu. Vergi türlerini ve yükümlülüğünü azaltan düzenlemeler yaptı. Niş valisiyken açtığı ıslahhane adlı sivil teknik okulları yaygınlaştırdı. 1868’de İstanbul’a çağrılarak Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’yi yeniden düzenlemekle görevlendirildi. Meclisin idari ve yargısal işlevlerini birbirinden ayırarak Şüra-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-Adliye’yi kurdu. Şüra-yı Devlet başkanı olarak eğitim ve maliye gibi alanlarda yeni nizamnameler hazırladı. İstanbul Emniyet Sandığının ve ilk sanayi mektebinin kurulmasına öncülük etti. 1869’da vali olarak bulunduğu Bağdat’ta da başarılı reformlar yaptı. Temmuz 1872’de Abdülaziz tarafından Mahmud Nedim Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirildi. Fakat saraydan bağımsız, bir tutum izlediğinden, bu makamda yalnızca üç ay kalabildi. 1873 başlarında adliye nazırlığına getirildi. Temsili meclisin gerekliliğine ilişkin layiha hazırlaması üzerine Eylül 1873’te Selanik valiliğine atanarak merkezden uzaklaştırıldı. 1875’te yeniden adliye nazırı olduysa da Sadrazam Mehmed Nedim Paşa’yla görüş ayrılığı nedeniyle üç ay sonra istifa etti. II. Abdülhamid tarafından 17 Aralık 1876’da sadrazamlığa atanan Midhat Paşa, uzun süreden beri üzerinde çalıştığı ve Ziya Paşa ile Namık Kemal’in katkılarıyla tamamladığı anayasa taslağını Padişaha sundu. “Kanun-ı Cedid” adlı bu taslağı geri çeviren II. Abdülhamid, Fransız Anayasasını çevirterek yeni bir taslak hazırlattı ve Padişaha “tehlikeli kişileri” sürgüne gönderme yetkisi veren, ünlü 113. maddeyi de ekletti. Kanun-i Esasi olarak bilinen anayasa, kesin biçimini aldıktan sonra, padişahın hatt-ı hümayunuyla kabul ve ilan edildi. (23 Aralık 1876) Midhat Paşa’nın saraya karşı tutumundan rahatsız olan II. Abdülhamid, Midhat Paşa’yı 5 Şubat 1877’de sadrazamlıktan alarak ülkeyi terk etmesini emretti. Bir süre Avrupa’da kalan ve ertesi yıl Girit’e dönmesine izin verilen Midhat Paşa, Aralık 1878’de Suriye valiliğine atandı. Abdülaziz’in öldürülmesi ile suçlanarak, Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa ile birlikte sorguya çekilmesi kararı alınınca İzmir’de Fransız Konsolosluğuna sığındı (1881). Ama kısa bir süre sonra hükümetin güvence vermesi üzerine teslim oldu. Yıldız Mahkemesi olarak bilinen yargılamada, Abdülaziz’in ölümüne neden olmaktan suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi. İngiltere’nin müdahalesiyle cezası ömür boyu hapse çevrildi ve Taif’e gönderildi. II. Abdülhamid’in emriyle 8 Mayıs 1884 gecesi öldürüldü.

MURAT HÜDAVENDİGAR

Murad I (1326 – 1389)

Sultan Birinci Murad 1326’da Bursa’da doğdu. Babası Orhan Gazi, annesi Bizans tekfurlarından birinin kızı olan Nilüfer Hatun’dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun boylu, değirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti. Başına mevlevi sikkesi üzerine testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden hoşlanırdı.

İlk eğitimini annesi Nilüfer Hatun’dan aldı. Daha sonra tahsilini tamamlamak için gittiği Bursa Medreselerinde ilim ve sanat adamları ile beraber yaşadı. Sultan Birinci Murad, gayet nazik, sevimli ve çok halim selimdi. Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere şefkatli davranırdı.

Dahi bir asker ve devlet adamıydı. “Derviş Gazilerin Şeyhlerinin Kralı Murad Gazi” diye anılan Sultan Birinci Murad, bütün hayatı boyunca plânlı ve programlı hareket etti. Sultan Birinci Murad, Bizans Kilisesi’ne göre bir kâfir ve İsa düşmanı olarak görülse de, fethettiği yerlerde yaşayan Hıristiyan halka Papa’dan daha iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. 1382 yılından itibaren “Murad Hüdavendigar” diye anılan Sultan Birinci Murad, Birinci Kosova Savaşı’ndan sonra savaş alanını gezerken, Sırp Kralı Lazar’ın damadı tarafından haince hançerlenerek şehit oldu (1389).

NAMIK KEMAL

21 Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğdu, Asıl adı Mehmed Kemal’dir, Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Babası, II.Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey’dir. Annesini küçük yaşta yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi, Arapça ve Farsça öğrendi.

18 yaşlarında İstanbul’a babasının yanına dönen Namık Kemal, 1863 yılında Babıali Tercüme Odası’na katip olarak girdi. Bu görevi sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. Namık Kemal ilk şiirlerini çocuk denecek yaşlarda yazmaya başlamıştır. Eski ve yeni kuşaktan şairlerin bir araya gelerek kurdukları Encümen Şuara’ya ve kimi Divan şairlerine nazireler yazmıştır. Diri bir sesle konuşması ve yapıtlarına kattığı yeni kavramlarla Türk Şiirini Divan Şiirinin edilgen edasından kurtarmıştır. Bütün bu nitelikler onun Vatan Şairi olarak anılmasına yol açmıştır.

Tiyatro türüne önem veren Namık Kemal,  altı oyun yazmıştır. Bir yurtseverlik  ve kahramanlık oyunu olan “Vatan Yahut Silistire” yalnız ülke için değil, Avrupada’da ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir. İlk romanı olan “İntibah” 1876  yılında yayımlanmıştır. Romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştrisini de Türkiye’ye ilk getiren kişilerden biri olmuştur.

Gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yer alır. Dönemin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazmıştır. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadardır.

“Vatan Yahut Silistire” oyunu 1873’te Gedik Paşa Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde halkı coşturup olaylara neden olması ve bu haberi gazetede yazması üzerine  tutuklanan Namık Kemal, Magosa’ya sürgüne gönderildi. 1876 yılında I.Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü, Şura-yı Devlet(Danıştay) üyesi oldu. II. Abdülhamid’in Meclis-i Mebusan’ı  kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası’na sürüldü. 1879 yılında Midilli mutasarrıfı oldu, aynı görevle 1884’te Rodos, 1887’de Sakız Adası’na gönderildi.

Namık Kemal, 2 Aralık 1888’de Sakız Adası’nda hayata veda etti ve Gelibolu Bolayır’da defnedildi.

NEJAT ECZACIBAŞI

Türkiye’de ilaç sanayisinin kurucuları arasında yer alan Türk kimyacı ve sanayicidir.Nejat Ferit Eczacıbaşı, 5 Ocak 1913 tarihinde İzmir’de doğmuştur. Babası Şifa Ezcanesi’nin sahibi Süleyman Eczacı Ferit beydir. Selanik kökenlidir.

Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde Doktorasını yaptı, 1937’de kimya doktoru oldu. 1939 yılına kadar Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nde (sonradan Max Planck Enstitüsü adını aldı) Profesör Adolf Butenandt’ın asistanlığında bulundu. Hormonlar ve vitaminler üzerine araştırmalar yaptı.

1942’de İstanbul’a geldi. Kardeşleriyle Laleli’de kaldığı evin mutfağını bir laboratuvar haline getirdi, ardından Galata’da bir handa vitamin ve vitaminli bebek maması üretmeye başladı. Türkiye’nin önde gelen kurumlarından Eczacıbaşı Holding’in ilk adımları böylece atılmış oldu. Daha sonra İstanbul’da kurulan Eczacıbaşı İlaç Fabrikası’nın yönetimini üstlenerek Türk ilaç sanayisinin gelişiminde önemli rol oynadı.

1940’larda başladın yanı sıra seramik sağlık gereçleri, temizlik kâğıtları, konserve, kaynak elektrodları, plastik kökenli ambalaj malzemesi ve sağlık armatürleri gibi alanlara da girdi.

1974’te sermaye piyasasına girerek halka açık ilk yatırım ortaklığını kuran Eczacıbaşı, 1969’da kurulan Eczacıbaşı Holding A.Ş.’de yönetim kurulu üyeliğini üstlendi.

Türk Eğitim Vakfı’nın kurucuları arasında yer alan Nejat Eczacıbaşı, 1972’den beri Uluslararası İstanbul Festivali’ni düzenleyen İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) ile Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı’nın da kurucularındandır. 1972’de TÜSİAD ‘ı kurdu. İzmir Rotary Kulübü’nün kurucu üyelerindendir.

İstanbul Festivali’nin başarılarından dolayı 1974’te Avrupa Konseyi’nden madalya aldı.1983’te Türk Kimya Derneği Kimya Sanayiine Katkı Onur Belgesi’ne, 1975’te Türkiye Kızılay Derneği Şeref Madalyası’na, 1976’da da Almanya Federal Cumhuriyeti Büyük Liyakat Nişanı’na değer görüldü.

Nejat Eczacıbaşı anılarını Kuşaktan Kuşağa (1982) adıyla yayımladı. Ve 1994 yayınlanan “İzlenimler, Umutlar” adlı kitapta ise görüşlerini dile getirdi.

Nejat Eczacıbaşı, 1946 yılında Beyhan (Ergene) Eczacıbaşı’yla evlendi. Bu evlilikten Faruk Eczacıbaşı (d. 1954) ve Bülent Eczacıbaşı (d.1949) adında iki oğlu olmuştur.

Nejat Eczacıbaşı, katarakt ameliyatı için gittiği ABD Pensilvanya’da 6 Ekim, 1993 tarihinde 80 yaşında vefat etti.

OSMAN PAŞA

Gazi Osman Paşa, Tokat’ta doğdu. Asıl adı Osman Nuri’dir. Babası, İstanbul kereste gümrüğünde katip olan Mehmed Efendi, annesi Şakire Hatun’dur. Ailenin tek erkek çocuğu olan Osman Nuri, henüz yedi sekiz yaşlarında iken ailesiyle birlikte İstanbul’a babasının yanına gitti. Sırasıyla Askeri Rüştiye, Askeri İdadi ve Mekteb-i Harbiyye okullarını bitirdi. Çeşitli görevlerde bulunan Gazi Osman Paşa, 1859 yılında Osmanlı Devleti’nin nüfus sayımı ile kadastro usulünde haritasının çizilmesinin kararlaştırılması ve bu arada Bursa ilinden başlanması üzerine bu göreve askeri temsilci olarak tayin edildi. 1866’da Girit’te baş gösteren Rum isyanı dolayısıyla buraya yollandı.

Birçok askeri başarı elde etmiş olan Gazi Osman Paşa, asıl şöhretini Sırp prensi Milan’ın 2 Temmuz 1876’da Osmanlı Devletine savaş ilan etmesi esnasında, Rus generallerinin kumanda ettiği Sırp ordusunu bozguna uğratması ile elde etti. 1877-78 Osmanlı Rus savaşları sırasında Plevne’yi başarı ile savundu ve bu savaş sonunda kendisine “gazilik” ünvanı verildi. Askeri şahsiyeti yanında siyasi faaliyetlerde de bulundu. İstanbul’daki dini grupların birleşmesini sağladı. Sarayda bulunduğu süre içinde dış politika konularında Sultan İkinci Abdülhamid’i etkilemeye çalıştı. Gazi Osman Paşa, 4-5 Nisan 1900 yılında, Cuma günü vefat etti ve Fatih Sultan Mehmed türbesi yanına gömüldü.

Gazi Osman Paşa, iyi dercede Arapça, biraz da Farsça ve Fransızca biliyordu. Ferik Neşet Paşa’nın kız kardeşi Zatıgül Hanımla evlendi. Sultan İkinci Abdülhamid kendisini çok takdir ettiği için iki kızını, Gazi Osman Paşa’nın iki oğlu ile evlendirmiştir.

 

RÜŞTÜ AKIN

1915 yılında Buldan/Denizli’de doğan RÜŞTÜ AKIN, eğitimini Rüştiye’de tamamladıktan sonra Buldan’da aile sanatı olan dokumacılıkla iş hayatına başladı. 1934 yılında İstanbul’a gelerek bir taraftan yerli malı  ticaretle uğraşırken diğer taraftan da yabancı dil öğrenimi için özel eğitim gördü. İkinci Dünya Savaşı sona erince işlerini genişletmek için dış ticarete başladı. Bir süre Amerika’da kalarak dünya ticaretini yaşayarak öğrenmeyi tercih etti.

1956 yılında kardeşi ile 40 tezgah ve 23 kişi ile kurduğu AKIN TEKSTİL fabrikası bugün ipliğinden konfeksiyonuna kadar entegre bir tesis haline gelmiştir.

AKIN TEKSTİL A.Ş.’nin yanı sıra AKIN HOLDİNG A.Ş., EDİP İPLİK SAN.TİC.A.Ş., EDPA PAZARLAMA A.Ş., EDPA KİMYA SAN. VE TİC. A.Ş., AKIN MENSUCAT A.Ş. ve yurt dışında AKED A.G. (BASEL-İSVİÇRE), EDPA U.S.A. INC. (NEWYORK-ABD) firmalarıyla,   Türkiye’de TEKSTİL BANKASI A.Ş.’yi kurarak AKIN ŞİRKETLER GRUBU’nu oluşturan RÜŞTÜ AKIN aynı zamanda İSTANBUL TEKSTİL KONFEKSİYON İHRACATÇILARI BİRLİĞİ başkanlığı yapmış ve TEKSTİL İŞVERENLER SENDİKASI, TÜSİAD, TÜRKİYE GİYİM SANAYİCİLERİ DERNEĞİ,  İSTANBUL SANAYİ ODASI, İSTANBUL TİCARET ODASI üyeliklerinde  bulunmuştur.

Sosyal Sorumluluk konusunda çok duyarlı olan Rüştü Akın, 1986 yılında kurduğu kendi ismini taşıyan RÜŞTÜ AKIN VAKFI’nın yanı sıra TİSK MİKROCERRAHİ VE REKONSTRÜKSİYON VAKFI, TEMA VAKFI, TÜRK TEKSTİL VAKFI, İKTİSADİ KALKINMA VAKFI gibi birçok vakfın kurucu üyeliklerinde bulunmuştur.

1943 yılında Emel Akın’la evlenen Rüştü Akın; Nuri, Ragıp ve Füsun isminde üç çocuk sahibi olmuştur.

Ülkemiz tekstil sektörüne ve eğitimin gelişmesine sayısız katkıda bulunan RÜŞTÜ AKIN 09.12.1996 tarihinde vefat etmiştir.

SELİM PAŞA

Sultan İkinci Selim 28 Mayıs 1524’de İstanbul’da doğdu. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi Hürrem Sultan’dır. Hürrem Sultan Slav kökenlidir. Orta boylu, açık alınlı, mavi, gözlü, ince kaşlı ve sarışın bir padişahtı. Şehzadeliğinde mükemmel bir tahsil ve terbiye ile yetiştirildi. Devlet idaresini iyice öğrenmek için de Anadolu’nun çeşitli yerlerinde sancakbeyliği yaptı. Bu sırada tahsiline devam ederek, ilim ve tecrübesini arttırdı.

Sarı Selim olarak da anılan II. Selim, Kütahya sancakbeyi iken aldığı, babası Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın ölüm haberi üzerine İstanbul’a gelerek 30 Eylül 1566 günü 42 yaşında iken tahta geçti. Sarı Selim daha önceki Osmanlı Sultanlarına göre silik ve zayıf bir hükümdardı.

Babasının saltanatı sırasında diğer kardeşleri Şehzade Bayezid ve Şehzade Mustafa’nın bertaraf edilmesiyle kolayca tahta geçen Sultan İkinci Selim, adını aldığı dedesi Yavuz Sultan Selim ve babası Kanuni’ye göre oldukça silik bir idare sergilemiştir.

Devrin büyük devlet adamları sayesinde Osmanlı Devleti ihtişamını sürdürmüş, Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli ve tecrübeli vezirler hükümeti ayakta tutmuşlardır. Sultan İkinci Selim’in kendisi hiç sefere çıkmamış ve liyakatli olmayan Ali Paşa’nın Kaptan-ı Deryalığında İnebahtı faciası yaşanmıştır. 8 yıl padişahlık yaptıktan sonra 15 Aralık 1574 günü vefat etti. Ayasofya’ya defnedildi. Sultan İkinci Selim İstanbul’da ölen ilk Osmanlı Padişahıdır.

ŞEVKET ÖDÜL

1301 (1885) yılında Lüleburgaz’da doğdu. Babası Müderris Hasan Fehmi Efendi, annesi Kadriye Hanım’dır. Ailevi nedenlerle öğrenimini tamamlayamadan Hukuk Mektebi’nden ayrıldı. Trakya-Paşaeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti kurucularındandır.

Kırklareli 23 Nisan 1920 tarihinde açılan ilk meclise işgalden dolayı temsilci gönderemez 8 yıldır devam eden savaşlar (1.ve 2.Balkan Savaşları, Çanakkale Savaşı ) Trakya’nın yetişkin insan gücünü tamamen tüketmiştir. İngiliz ve Fransız devriyelerinin sıkı denetimine, Yunan askerleri ve yerli Rum halkın baskıları da eklenince, sokağa çıkmak bile sorun olmuştur. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen elde kalan savaş artıkları silahlar,40 yaşın üzerinde çeşitli savaşlara katılıp yaralanmış asker ve sivillerin katılımı ile tarihin en büyük çete savaşlarını yapmaya başlamıştır.

Milli Mücadele önderlerinden, Şevket Dingiloğlu, Şevket Ödül, Şükrü Naili Bey, Cafer Tayyar Bey gibi önemli kişiler direnişi organize edebilmek için Bulgaristan’a geçmişlerdir.

Bütün bu olumsuz koşullar altında Ankara’ya ulaşmanın imkansızlığını gören M.Kemal  TBMM yaptığı konuşmalar ve gönderdiği telgraflarla Kırklareli direnişini sonuna kadar desteklemiştir.

Milli Mücadele sona erip Anadolu ve Trakya bağımsızlığına kavuşunca Ankara’da oluşan 2. MECLİS ’ de Kırklareli Milletvekili olarak Lüleburgaz’lı Şevket Ödül hak ettiği yeri almıştır. Milli Mücadele’nin önemli kahramanlarından Şevket Dingiloğlu ise 1934 yılına kadar Kırklareli Belediye Başkanı olarak görev yapmıştır.

1924-1950 döneminde CHP’den Kırklareli milletvekilliği yaptı. (7 dönem)

12 Ağustos 1946 tarihinde TBMM Ticaret Komisyonu üyeliğine seçildi. 11 Kasım 1946, 5 Kasım 1947, 5 Kasım 1948 ve 7 Kasım 1949 tarihlerinde aynı üyeliğe tekrar seçildi.

Nedret Hanım’la evlenen Ödül’ün, Rezan (Zamangil), Aclan ve Cevdet Taylan adlarında üç çocuğu vardır.

29 Ağustos 1973’te vefat etti. Cenazesi 30 Ağustos 1973 tarihinde Lüleburgaz Şehitliği’ne defnedildi.

ZÜBEYDE HANIM

 

Zübeyde Hanım, 1857 yılında Selanik yakınlarındaki Langaza’da doğmuştur. Konya Karaman‘dan Rumeli’ye göçen ve Selanik yakınlarındaki Langaza’ya yerleşen bir Türkmen ailesi olan Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Annesi, Molla Hanım olarak anılan Ayşe Hanım’dır.

Selanik’te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza Efendi ile 1871 yılında henüz 14 yaşında iken evlendi.

6 çocuğu oldu. Çocuklarından Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Naciye (d.1889) ve Fatma (1872-1875),fazla yaşamadı. Sadece Mustafa (d.1881) ve Makbule Atadan (d.1885) hayatlarına devam edebildi. Naciye’yi de 1899 yılında küçük yaşta veremden kaybettiler.

Kocası Ali Rıza Efendi, 1889 yılında, tek oğlu Mustafa Kemal ilkokul üçüncü sınıfta okuduğu sırada, hastalanarak öldü.

Bunun üzerine Zübeyde hanım, çocukları Mustafa, Makbule ve Naciye’yi de alarak abisi Hüseyin Bey’in Langaza’daki çiftliğine gitti. Abisine daha fazla yük olmak istemeyen Zübeyde, ikinci evliliğini Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile yaptı. Balkan Savaşı‘ndan sonra Ragıp Bey’den boşandı. Birinci Dünya savaşından sonra Zübeyde Hanım ile birlikte kızı Makbule Selanik’ten ayrılarak İstanbul’a Mustafa Kemal’in kendileri için Akaretler’de tuttuğu eve yerleşti.

1919’da Anadolu’ya çıktığından beri görmediği ve üstelik Osmanlı Padişahı tarafından hakkında ölüm emri verildiğini öğrendiği oğlu Mustafa Kemal ile ancak 14 Haziran 1922’de Adapazarı‘nda tekrar buluşan Zübeyde, onun yanına Ankara‘ya yerleşti. Ancak bu şehrin sert iklim koşulları sağlığını olumsuz etkileyince tedavi amacıyla İzmir‘e gitti.

Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923 tarihinde İzmir’de 66 yaşında ölmüştür.

ZÜHTÜ AKIN

1316 (1900) yılında Lüleburgaz’da doğdu. Babası Ahmet Hoca, annesi Fatma Hanım’dır. Ortaokulu bitirdi. Çiftçilikle meşgul oldu. Malatya CHF Başkanlığı görevinde bulundu. 1935 yılında TBMM’ye Kırklareli Milletvekili olarak katıldı. Bu milletvekilliği 1950’ye kadar devam etti.

1946 seçimlerinde CHP adayı olarak Kırklareli’nden milletvekili seçildi. 12 Ağustos 1946 tarihinde TBMM Tarım Komisyonu üyeliğine seçildi. 11 Kasım 1946, 5 Kasım 1947, 5 Kasım 1948 ve 7 Kasım 1949 tarihlerinde aynı üyeliğe tekrar seçildi.

Hanife Hanım’la evlendi. İsmet, Ahmet, Melek (Hazar) ve Meliha (Birecik)’nın babalarıdır.

13 Ağustos 1977 tarihinde vefat etti. Cenazesi 15 Ağustos Pazartesi günü Hamitabat köyünde (Lüleburgaz) toprağa verildi.

ÖZCAN DEĞİRMENCİOĞLU

1977-1980 yılları arasında CHP’den Lüleburgaz Belediye Başkanlığı ve 1999 yılında CHP İlçe Başkanlığı yapan avukat Değirmencioğlu, halen Lüleburgaz’da yaşamaktadır.

 

   

 

 

ALİ RAHMİ PEKTAŞ

 

 

1937 – 1938 yıllarında Lüleburgaz Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuştur.

 

 

 

 

 

CAFER TAYYAR PAŞA

 

1877 yılında Priştine’ de doğmuştur. Türk asker ve siyasetçisidir. Balkan Savaşlarında, I. Dünya savaşlarında önemli görevler üstlenmiş ve Millî Mücadele döneminde “Trakya Millî Kumandanı” olarak tanınmıştır. Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklâl Madalyası sahibidir. 3 Ocak 1958 tarihinde İstanbul’ da vefat etmiştir.

 

 

 

 

CENGİZ TOPEL

Cengiz Topel, babasının görevli olduğu İzmit’te 2 Eylül 1934 tarihinde doğdu. Dört çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olan Cengiz Topel’in babası Trabzonlu Tekel tütün eksperi Hakkı Bey, annesi Mebuse Hanım’dır. İlkokula Bandırma II. İlkokulunda başladı, babasının Gönen’e tayini ile Ömer Seyfettin İlkokulunda öğrenimine devam etti. 1934 yılında babasını kaybettikten bir süre sonra İstanbul Kadıköy’e yerleştiler. Kadıköy Yeldeğirmeni Okulunda ilk ve orta öğrenimini tamamladı. Lise öğrenimini, Haydarpaşa Lisesi’nde başlayıp Kuleli Askeri Lisesi’ne devam ederek 1953 yılında mezun oldu. 1955 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirip asteğmen olarak orduya katıldı. Küçük yaşlardan beri havacılığa olan merakı sonucu hava sınıfına ayrıldı. Pilotaj eğitimi için Kanada’ya gönderildi. Kanada’daki eğitimini başarıyla tamamlayarak 1957 yılında yurda dönüp Merzifon Hava Üssü’nde göreve başladı. 1961 yılında Eskişehir I. Ana Jet Üssü’ne atandı. 1963 yılında ise yüzbaşılığa terfi etti.

1964’te Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs‘ta gerçekleştirdiği uyarı uçuşunda, uçağı Rum        uçaksavarlar tarafından vurulunca paraşütle atlayan fakat esir alındığı Rumlar tarafından şehit edilen Kıbrıs’taki ilk Türk hava harp şehididir.

DENKTAŞ

Rauf Raif Denktaş, Kıbrıs Türkü siyasetçi ve yazar. Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk           Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. 27 Ocak 1924, Baf Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti doğumludur.  13 Ocak 2012 tarihinde Kıbrıs’ ta vefat etmiştir.

 

 

 

EMRULLAH EFENDİ

Emrullah Efendi, Osmanlı eğitimcisi, siyasetçi, felsefeci. II. Meşrutiyet döneminde iki defa Maarif Nezareti görevine getirilen Emrullah Efendi, yakın geçmiş Türk eğitim hayatının önemli şahsiyetlerinden birisidir. 1859 yılında Lüleburgaz’ da doğmuştur. 1914 yılında İstanbul’ da vefat etmiştir.

 

 

 

 

EŞREF GÜLERYÜZ

Lüleburgaz’ın en eski manifaturacılarından biri olan Eşref Güleryüz 1916 doğumludur. Öğrenimini Lüleburgaz’da tamamlamıştır. Babası Behçet Efendi Lüleburgaz Belediyesi’nin Sandık Emin’idir (Muhasebe Müdürü). Manifaturacılıkta Lüleburgaz’ın yerli halkının ve köylülerinin alış veriş yaptığı en eski ve en çok rağbet gören esnafı olmuştur. 2011 yılında Lüleburgaz’ da vefat etmiştir.

 

FERHAT PAŞA

Enderunda yetişmiş, Yeniçeri ağalığı ve Rumeli beylerbeyliği yapmış Osmanlı sadrazamıdır. 1595 yılında İstanbul’ da ölmüştür.

 

FEYZULLAH ÇARIKÇI

1925 Bulgaristan doğumludur. 1955-1960 yılları arasında Lüleburgaz Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuştur. 14. Dönem Kırklareli Milletvekilidir (1969). 1993 yılında vefat etmiştir.

 

 

 

HOCA AHMET YESEVİ

Tarihte bilinen ilk büyük Türk mutasavvıfı ve şairidir. 1093 yılında doğmuş 1166 yılında vefat etmiştir.

 

 

 

 

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Eğitim Salonları tahsis edildi

Lüleburgaz Belediyesine ait Ekin Atölyesi, Belediye Hizmet Binası Eğitim ve Çalışma Salonları, Lüleburgaz Yıldızları Kadın ...

LİMER’de start verildi

Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisindeki (LYKA) Lüleburgaz İnovasyon Merkezinin (LİMER) startup girişim hızlandırma programı kapsamında genç girişimciler, 14-15-16 Eylül’de ...

Kadınların emeği ilmek ilmek birleşiyor

Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kadın, emeklerini, umutlarını, sevgi dolu kalplerini ihtiyaç sahibi çocuklarımız için ...